Filed Under (Komik Sözler) by editor2 on 27-09-2009
Temel bir gün pizzacıya gider.. Garson :
- Hangi pizzaya karar verdiniz? diye sorar. Temel hangi pizzayı istediğini söyler. 20 dk geçer.. ve pizza gelir. Garson :
- Pizzanızı 4′e mi, yoksa 8′e mi böleyim? der. Temel :
- 4′e bölün ; çünkü 8 parça bana çok gelir. der.
Bu çayıra bu çimene bu bahçeye kimler çukurlar kazdı
Bilemediler ben kunduzdum yunustum ben
Akarsuların kavuştuğu okyanustum
Umrumda değil rapçi sevil git bana asit getir
Bocalayalım üst başlarına sago kadar taş düşsün ve üşüşsün koca başlarına
Yavrum o yumuşacık yanaklarını sertçe rapimle ısırdığım için hazlıyım
Her yeni beat kulağıma çarptığında bilsen nasıl gazdayım
Ben yer altı efsanesiyim yavru kuş adım gamlı baykuş
Gagamla tokuş yaptırırım alayına alaskada buz gibi duş
Şimdi kur düş seni düşmüşten beter eder kaf kef aklı berduş
Bakışlar betuş bu dala konma budala kuş da nereye uçuşursan uçuş
Ben sabit bir bakışım 12 senedir narin aşin bakarım
Gözümü kırparsam dik dik ivmelere batarım
Yani sanma yan gelip yatarım
Uyku tutar ben kaçarım ve kelepçelerimden gözlük yaparım
Yine sana bakarım tek bi hamlede seni hap yaparım
Gel yüzüme bak bir kez daha
Yaptığım işlere biçemezsin paha
Çıkmış ayakların yoldan sok raha
Seni bilmem benim yolumun adı taha
Filed Under (Ülkücü Sözleri) by editor2 on 24-09-2009
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez.
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez…
Üstad Necip Fazıl
……………………………………………………………………………………………….
Yâ Râb bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?
Mahşerde mi biçarelerin, yoksa felâhı?
Nur istiyoruz… Sen bize yangın gönderiyorsun!
“Yandık” diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun!
Mehmet Akif Ersoy
……………………………………………………………………………………………….
Ülkü uğrunda gönüller delidir,
Kişiler ülkü uğrunda ölmelidir…
Ziyâ Gökalp
……………………………………………………………………………………………….
Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz,
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı dağına.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin,
Topu da değişilir bir sokak kaltağına.
H.Nihal Atsız
Rapin oğlu cımbızla eledi kelimeleri
Mikrofonuna damladı alnından akan teri
Bazı dudaklar sigara komasında
Kağıdın töresi yaz dedi.
Beyaz yaprakları karalarken kendini yedi bu laf ebesi.
Çak kibriti !... Gör dumanı !...
Gasplarınıza hediye ettiğim çığlıklarımı noterde tastiklettim.
Dünyanın cennetinden göç etti haykırışları
En üzgün şarkılarıma sos da oldu gözlerinin yaşları.
Ölü taklidi yapana dek saplanacak gövdeme bıçakları
İçimdeki mevlana dizeleriyle susturacak o alçakları.
Biliyorum şarkılarımı neşeli bulmanız küfür kaynaklı.
Yazdıklarım yalan mı?
Koparın kulaklarınızı !...
Dün sesim kısılana dek rap yaptım.
Sanırım kayda almalıydım.
Düşmanlarıma ekmek attım,anlamlarıma anlam kattım
Özürlerime sarıldım.
Saat 02:10 açım!...
Çöl kumlarında pedal sallamak gibi eylemim
Rüyalarımda mutluyum,şükürki kendime köleyim
Kabuslarına konuğun olsam fantazmaların tekler.
Ah siz bebekler göz kapaklarınız titrer.
Hayat baltalardan folloş olmuş yarı yeşil bir orman emmi.
Ben içinde aslanım.
Bildiklerimin gücüyle bilgiçlik taslarım.
Senet sözümdür adım imzadır.
Krallığına kral olan halkım.
Tek bireyde üç adım.
Disslerini çatırdattım.tek beyitte baatıl ryhme ın dişlerini kırdım.
Aciz rapin omurgasını yıktım,küstahlığın dilini kesti jiletim.
Ön sıralardan alındı cennete biletim.
Kendi yalanlarınıza inanmadığınızı gözlemledim.
Dürüstlüğünüzü özlemledim.
Şiirlerimin yaralı ruhunu çay misali demledim içtim.
Cezalarımı çektim,büyük hatalar yolundan depar atarak geçtim.
Özgürlüğüm için yatırım yaptım,baatıl inançlara baatıl rhyme yazdım.
Nakaratlarımı serserilerle ,sürtüklerle, pırlanta ve keşlerle paylaştım senelerce
Kesilmeyen beddualarınız kulaklarımda dörtlüklerle.
Ruhun kendini uçurumdan atarken dudakların özürlü kederle.
Korolarım sessizliğe armağanım.
Sessiz kalanın gizli haykırışlarını tattım.
Hayatımı cennet elçisi misali yaşadım tatlım.
Yüzün ellisi rest in peace.
Huzur içinde yatsın çucuk günlerim nostalji.
Okyanuslar mürekkebim ağaçlarsa kalemim benim.
Bitmek bilmeyen şarkılarla ruhun şad olsun alemim.
Yüzde ellin meleklerin,geride kalanın ifritin.
biolojikal gazlardan hasarlı beynim sen biliiiin.
Kara ırkın icadı hiphop beyaz çocuğun hakimiyetinde.
Elinde mikrofonu.
Söylemlerim yetersizse kulaklarınla dinle arka fonu
Umarım gelmez ilham perilerimin sonu.
Seramoni ustası yeraltında yaktı mumu.
Filed Under (Komik Sözler) by editor2 on 24-09-2009
Temel, mezun oldugu liseye beş yıl aradan sonra gitmiş. Spor salonunu gezerken duvarlarda eskiden oyuncusu oldugu basketbol takımının fotograflarını görmüş. Fotografları dikkatle inceledikten sonra “tüh be” yazık olmuş” demiş:
-Bütün maçları “bir sayı” farkla faybetmisiz… 96_97, 97_98, 98_99!..
Baytar
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Aklımın ipinin ucu da kaçmış, timsah katreleri boşalsın
Bir iki damla hiç degersiz
Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı değersiz
Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz
Bugün ömür yarım gün, serbest kalsın fikrim
Senin tozlarını silemez tenimden ellerim
Varlık ruhu terk eder gözün gözümden ayrilinca
Bendeki ask altın misali ağırlığınca
Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi
Aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi
Başım sarkık bir mahalsiz cümle yolumun önüne taş
Dudaklarınla kaderi nikah eden çakır keyif dertdaş
Gören der ki sel ağzına bina yapmak aptal işi
Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi
Saniyeler dakikalarla yapar alişverişi
Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi
Hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir
Afitap sönük bir mum ayrılık hain bir zehir
Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar
Bir tek bu hüznü sen boğarsın ipek tenin derime batsın
Rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım
Adınla uyanır kulaklarım, yüzünle açar göz kapaklarım
En güzel şiirlerimde kaleme adını sayıklatırım
Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım
Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Safak güneşin fermanı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem
Kafamı duvara yasladım omuzların yanimda yok
Ahbaplar maymun istah sahibi benim içim senle tok
Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm
Sessizliginle gelir hüznüm yoklugunda gömülü ölüyüm
Bu devranin binlerce sevgi müsterisinden biriyim
Yalnizligima küfrederim sensiz halden müstekilim
Ilelebette dönmez olsam bil ki yalniz nöbetteyim
Hatalarima savas açtim her gün farkli kefendeyim
Hayat günlük defter yapragi hazan gelir dökülür
Gelirken ne getirilir ki giderken ne götürülür
Dertle anlas deva bul üzüntü kalbi sömürürür
Yüzüne baktigim her an cennetten bahçe görülür
Gülüşle şen degil gönül bucaklarinda harabeler
Bu hilekar tavirla geçer fena saatler
Seni içeren masallarim anlatılacak kadar kısa değiller
Aşk ilinde bir tarafta cüceler diğer yanda devler
Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Safak güneşin fermanı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem
yeaaa
Melankolia 2006 kuzen sago kaf kef
Melankolia Sagopa Kajmer mahlası kaf kef
Filed Under (Ülkücü Sözleri) by editor2 on 24-09-2009
Sen bendini yıkan asi su,
Sen engel tanımayan rüzgar,
Sen Ergenekon dağından doğan güneş,
Sen ALLAH’ ın iman ve bilek gücü ile donattığı şanslı kul…
Senin adın TÜRK!..
e-tr
……………………………………………………………………………………………….
Düşmanın ülkesi viran olacak,
Türkiye büyüyüp “TURAN” olacak.
Ziya Gökalp
……………………………………………………………………………………………….
Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir; TURAN…
Ziya Gökâlp
Filed Under (Komik Sözler) by editor2 on 21-09-2009
Mısır hükümeti Kızıldeniz’in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere’den, Amerika’dan, Japonya’dan ve Türkiye’den de Temel’in firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler. Amerikan firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der. Japon firması ise:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir. Sıra bizim Temel’e gelir. Temel:
- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der.
İznim olmadıkça alamazsın bendekini benden
Eğer ki alsan hesap sorar bendeki senden
Böyle sorgu sual beklerken abdiyetten Ne çıkar planladığın çirkin art niyetten?
Bu miskinlik keyfiyetten
Hali vakti yerindelikten
Her şey günlük gülistanlık olacak olsaydı gerçekten imtihan olmazdı!
Gelişi güzel doğar,büyür,ölürdük
Alimler olmasaydı biz şuanda kördük
İnsan öyle yaradılış ki;düşünür,taşınır,hamle yapar
Sorgusuzca başına buyruk doğrularını savunuyorsun
yanlış fikirlerden yanlış bir sen yaratıyorsun (sen)aferin!
Sen abartıyorsun rahat yaşamla sapıtmayı
İstanbul üstünden geçmiş bırak kendini korumayı
İyiden iyiye bakıyorum da yoldan raydan çıkmışsın
Tenine dokunan ellerden bir koleksiyon yapmışsın aferin!
O yataktan bu yatağa yatıp takılıp sızmışsın, bu zihniyetle aşkı yorgan altlarında aramışsın aferin!
Akrep ateş çemberinde harekiri yaptı sahiden
pozitif olana dek negatifim kuzen
Erkek alana dek istediğini sanarsın ki Romeo
ne diller döker de teslim olur kapana Juliet
Kadınlar hassas ve hisli, dilekleri içlerinde gizli hatırla işi bitince kaç Romeo gaddarca gitti?
Kadın olmak zor bu kadar acımasızlık sürerken
Hemcinslerim abazanlıktan oduncasına yanarken
Taksim fuhuş yuvası, partiler karı kız kazanı derken. Koleksiyona yeni bir bebek ekle sabah güneşi doğarken!...
El bebek, gül bebek bu yaşına kadar geldin
Düşünsene bir it heriften sertçe tekme yedin
Geceye aşkla vardın, sabaha yabancı uyandın
Bil ki sonraki gün başka bir baya anlatılacaksın (yeah) Kadını kandırmaksa amaç alayınız yalancı
Kapında köpek olan işi bitince yabancı
Tuzağa düşeni iplemez, yeni bir avı kovalar avcı
Sen karar ver bu olayda kim hakim, kim savcı?
Erkeklerin elinin kiri, kadının boğaza geçirin ipi
Var mı böyle adalet kesin ikisinin de boynunu
Tez helak edin iblisin hile dolu bu oyununu
Uyandırın dünden kalma uyuya kalmış yorgunu
[Nakarat:]
Aşk yok artık, kalmamış bu devirde.
Deme vardır hak yeme ara bul. (Ara bul, ara bul, ara bul, ara bul)
Aşksız olsun, kalbim neşe dolsun deme bu ne fena bir hatadır!
Filed Under (Komik Sözler) by editor2 on 18-09-2009
temel ve cemal paraşütle atlıyorlar sonuna doğru paraşütlerini açmaya karar veriyorlar.600 metrede ibreye bakıyor teme açalımmı diyor cemal,
-daha çok var diyor temel yine ibreye bakıyor 500m,400m,300,90,80,70,60,50,40,30.. temel,
-açmayalımda geldik zaten diyor
Derin Darbe Rap
Ter kokar bu yılların ve şer yaşar
Bu mahrumiyet sebebi var mı?
İçtimaya çağırır tanrı
Top yekün değişir tavrı
Tek ayak çukurda
Secdeye eğil bakalım eğil
Ah benim etten çakalım
Babamdan devraldığım ilk arabam terlikti
Dört dikişlik girişmekti kabahatin hak adaleti
Bak oynadıkça bozulur insanın sukuneti
Minnettar olamadım gecikti kıymetim (evet)
Dürüst bu rapim peynir zeytin gibi
Elini öpmen gerekmez
Öptüren çeker mi ilgini?
Bilmem silgini kaç kez kullanırsın?
Ömür boyunca dört yapraklı gonca bulamayınca nal takıp gezermisin?
Rutince bugünümü katladım ikiye uçak yaptım
Attım ileriye rigayik şeyler yazdım arasına
Resenler bastı darasına devirdi güneşi
Renk verdi karanlık rehavet çöktü koydum noktayı...
Sinirlerim donmuş hava soğuk
Apansız bir hastalık bu lirik yazmak
Mürekkebimin ateşi çıkmış
Islak kağıtla yatıştırma eylemindeyim
Az sonra geçer umarım
Şu an tam demindeyim
Keplerin pençesine bağlı
Kelamların ağlamaklı uçar gelir kekeç diline dolanır siftinirse
Sırtım sırtarır yere gelmeyeciğine söz verir
Saplarım kalemi kağıda yazarım
Rezerve edilmiş tüm hatalar reval gününü bekleyecek ve sıkmayacaktır canını
Sır olarak kalacaktır belki de
Tekin olsun için dışına taşmasın
Yaşın tesir etsin bu cihana
Tezkerelerde can vermesin
Okyanusta kaybolan bir kuş gibiyim
Yüce kanatlarım ecele doğru çırpınır ve geriye dönüşü yok bu yolun!
Çıldırır dalga tongadır
Ton ton dedelerim manga olsa ruhu kurtarabilir mi? sanmam
NAKARAT
Hezeliyak değil real-i rabbani muhim üç sefil hicvardan
Yaprağa akar kardan yaşlar hava buz kirpiklerim don tutar x2
SAGO Rap
Bu yumruğun beynine saplanma ihtiyacı var
Kamufle et kendini RAP canavar!
Kumsallara kum sat
Rüyamlarımdaki cennet tarlasına yağan yağmur
Sago samsun 19 mayıstan istanbul köprüsüne ordan kutsal kapıya (yallah)
Düşüncelerin aylak aylak gezer
Melodilerime akarken bu gözyaşı
Selülitli istanbul caddelerine damlar
Yerinde olsam sudan kafamı çıkarır yaşamak adına nefes alırdım
Evet bunu yapardım...
Affedilmeyi haketmesemde
Dilimde aynı saatte aynı dualar var
Değişen doğrulara kalıcı yanlışlar yapmak akıl kârı değil
Entrika saldıraların kulaklarımı gıdıklasın
Kimin önce vurduğundan öte kimin sert olduğu önemli
Bomba kadar paniktin
Köprüaltında yazdığım şiiri dereye kağıttan uçak yapıp attım
Zamanı kendi elinde tutmaya çalıştığın için
Ne yazıkki ellerini kırdım
Hezeliyak değil real-i rabbani muhim üç sefil hicvardan
Yaprağa akar kardan yaşlar hava buz kirpiklerim don tutar x2
Filed Under (Magazin Haberleri) by editor2 on 18-09-2009
Haluk Levent’in tiyatro faaliyetleri lise yıllarında da devam etti. Liseden sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği’ni kazandı, bir yıl okudu fakat devam etmedi. Sonra Ankara Üniversitesi Bilgisayar programcılığı’nı kazandı ancak yine bir yıl devam etti. İkinci yılında Orta Doğu Üniversitesi Fizik Bölümü’nü kazandı yine devam etmedi. Bu kez Ankara Üniversitesi Muhasebe Bölümü’nü kazandı ancak ısrarla yine devam etmedi ve son olarak Bilkent Üniversitesi Dil Öğretim’e kaydını yaptırdı.
Bu arada ticaretle de uğraşan Haluk Levent işlerinin iyi gitmemesi üzerine İstanbul’a geldi. Özellikle Ortaköy’de barlarda çalışarak geçimini sağlamaya çalışan Haluk Levent 1992 yılının sonlarına doğru ilk albümü “Yollarda Bulurum Seni”yi Nokta Müzik’e yaptı ve o albüm 600,000 adet sattı. Bu albümle birlikte tanınan Haluk Levent sayısız hayır konserine çıktı. Buradan elde edilen gelirlerle yüzlerce insana dializ ve solunum makinesi aldı.
1989 yılında çekte tahrifat suçu işlediği gerekçesiyle 9 ay 15 gün cezaevinde yattı. Cezaevi günlerinde kendisini sevenlerin yalnız bırakmadığını söyleyen Haluk Levent cezaevi çıkışından sonra konserlerine devam etti.
Albümleri satış rekorları kıran Haluk Levent askere giderken “Yine Ayrılık” adlı albümünü çıkardı. Bu arada çevreci özellikleri ile de bilinen genç sanatçı destek amacıyla 11 saat sahnede şarkı söyleyerek kırılması güç bir rekor denemesinde de bulundu.
1999 Temmuz ayında Sezen Cumhur Önal tarafından mahkemeye verilen Haluk Levent Mektup adlı parçasının çalıntı olduğu iddiasıyla karşılaştı. İstanbul 9′uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasında Sezen Cumhur Önal, Patricia Carli’nin şarkıyı, kendi yazdığı sözlerle Haluk’un doğduğu yıl olan 1968′de, Fransa’da Türkçe seslendirdiğini ve Haluk’un bu parçaya layık olmadığını söyledi.
Haluk Levent ise “Şarkının iki kıtası başkasının, kalan kısmı benim” diyerek kendisini savundu.
“Aç Pencereni” isimli albümünü 2004 yılında müzik marketlere sunan Haluk Levent hala yardım konserleri vermeye devam etmektedir.