Aşk Mektubu
gözyaşımla açtım pencereyi
dertlerimle sildim elbisemi
bulut camdan yağsa cam kesiği
sen benim yanık göğsümsün
gözyaşımla açtım pencereyi
dertlerimle sildim elbisemi
kalp ağrımı yazdım ellerime
sen benim yanık göğsümsündönmem asla küskünüm hikayeme
sen benim aşk mektubumsun
hıçkırık sesi, kalbin iğnesi, hatıra izi, ooooooo,
filmimin sonu, annemin yüzü, tuzumun buzu, ooooooo,
saçımın teli, yaramın tozu, son öpüş gibi, ooooooo
odam sıcak bilmiyor gittiğini
sesim kızık ağladım her yerimi
bulut camdan yağsa cam kesiği
sen benim yanık göğsümsün
odam sıcak bilmiyor gittiğini
sesim kızık ağladım her yerimi
bulut camdan yağsa cam kesiği
sen benim aşk mektubumsun
hıçkırık sesi, kalbin iğnesi, hatıra izi, ooooooo,
filmimin sonu, annemin yüzü, tuzumun buzu, ooooooo,
saçımın teli, yaramın tozu, son öpüş gibi, ooooooo
EyZüN
Sokak lambaları ile yarı aydınlanmış Üsküdar iskelesi, her gece olduğu gibi yine kalabalıktı.
Eminönün’den, Beşiktaş’tan, Karaköyden gelen yüzlerce yolcu; takatsiz kalmış bedenlerini, Yorgun düşmüş ruhları ile birlikte Vapurdan sahile atıyor, koşar adım evlerine dağılıyorlardı.
Karanlığın içinde kaybolan kalabalığın sessiz isyanına, sahilin sahibi olmuşçasına bağıran tezgahtarlar eşlik ediyordu. Her biri paranın uykuda olduğu saatte, para için köşe kapmaca oynuyordu:
Gececiler gecenin bekaretine şahitlik etmek niyeti ile Kız Kulesinin yolunu tutmuş; güneşin doğacağı vakte kadar yapacakları alemin nevalesini sahil büfesinden alarak, Kuşkonmaz camiinin önünde yürüyüşe çıkmışlardı.
Havanın keyfi yerinde değildi; bunaltıyor sıkıntıya sokuyor ve boğmaya çalışıyordu. Neyse ki Üsküdar kalabalık, karanlıktan zevk alıyor, karanlık, kalabalığın kasvetini örtüyordu.
üzül benim için sevgilim
Küçük adımların ne demek olduğunu en iyi ben bilirim
Senin hep küçük adımların vardı;
Bana gelen yollarında,
Bir de; kuralların
Hani şu bildiğimiz bir demet kır çiçeğini bile,
Bana çok gören,
Eksilen çiçekler olacaksa senden, sırf sen üzülme diye
Bahçene girmem bundan böyle;
Ellemem kime saklandığı belli olmayan mor menekşelerini;
Bu sonbaharla birlikte bırakır dallarını
Kaçırırım gözlerimi gözlerinden sevdiğim,
Canımı acıtan bahanelerine inanmasam bile
Yeter ki sus! Sen yalan söyleme!
Gözlerime bakmayı, gözlerimsiz yaşamaya tercih edişinin
..bilmem kaçıncı günü bugün!
ve bilmem kaçıncı gemidir bu geçen?
İçinde sana el sallayan bir benim olmadığım,
Aynı saatlerde , 200 kilometre hızla koşan ben
Gel gör ki;
Hala topraklarında olduğumun,
.daha yeni farkına varıyorum.
Yaz gecelerinde üşüyen bedenleri
Güz akşamında yağan yağmurları,
ucuz bahaneler biriktirmeyi
Bir de küçük adımları oldum olası hiç sevmediğimi öğrendim
Yıkılan kumdan gemin olacaksa
Sırf sen üzülme diye,
çırpmam ayaklarımı senin kıyılarında
yeter ki sus! Üzül benim için sevdiğim
Iyiliğimi istiyorsun adı altındaki gitmelerinin
Beni başından atmak için olduğunu
..bir Cumartesi ikindisinde anladım ben!
Sen sus! Eğ başını öne
Bırak kelimeler kifayetsiz kalsın!
Altı üstü bir hayaldi işte kurmayı beceremediğimiz,
Gönlünün kapısından dönüş biletim elimde,
..çoktan geçtim ben
Içimdeki senin elini bile sıktım!
Söndürmek için öksüzlüğümü
Beklediğim yağmurlar yağar belki, bugün-yarın!
Tek sen kalma buralarda,
Sırf sen gelme kapımı çalmaya
Eğ başını öne
Hadi git sevdiğim!
çok iz bıraktın bende.. olmayışını yeni haykırdım kendime.. beklentilerimiz ne kadar farklıymış meğersem. ne çok yanılmışım ben sende. hiç olmayanım olmuşsun. hiç varolmadığımışsın. ama gözümü kapamışım.. hiç açmamaışım meğer..
ne büyük heyecanlar yaşamıştım oysa ki sende. şimdi de buraları terkediş sebebim olucaksın. ne acı dimi.. o korkunç çark dönüyorgaliba kendimi sevmem lazım artık. yoksa ben hep zarar vericem bana. hiç olmadığım kadar ben olmam lazım artık. hiç vakit geçirmemiştim şimdiye dek kendimle. daha çok tanımam lazım beni.. dediğim gibi.. güneşimdin.. bi gün hiç doğamadı güneş ve bitti
Hiç görmediğin ve belkide hiç göremeyeceğin yüzümle dolanıyorum ortalıkta bugünlerde ve hiç hissetmeyeceğin öbür yanımla…
Biliyor musun aldığımız en aptalca karardı ayrılık, uydurduğumuz en saçma bahaneydi gitmelerimiz…
O zaman diyebilir miyiz salaklıktı bu ve ekleyebilir miyiz salaklıklarımızın üstüne bunu da…
Söylesene neyin mücadelesiydi kavuşmak için verdiğimiz savaş; Ayrılığın mı? yoksa acı çekmek duygusunu tatmanın mı?
Yokluğunda saçmaladığım binlerce dizelerim var şimdi… ya kurduğum hayellere ne demeli… BİLMİYORUM….
Bildiğim tek şey yanımda olmayışın ve kapımı tıka basa kapatsamda üşüyor oluşum, kalabalık yanımınsa günden güne yokoluşu…
Sen şimdi o en güzel yerimizdesindir rahatladığımız aşkımızın büyüdüğü yerde yad ederek eski günlerimizi dolaşıyorsundur belkide kimbilir, bense görmediğin öbür yanımla devam ediyoruz yaşamaya…
Yüreğine iyi bak sevgilim,
Bana olan aşkının tek şahidi o çünkü…
yine yazarım hoşçakal sevgilim
GİTME
Gidersen sevgili;
Beni de götür yanında,
Yük olmam söz sana,
Sadece kalbimi al yanına,
Beraber kaçalım hayallerimizle uzaklara,
Kırlarda çocuklar gibi koşup oynayaım,
El ele tutuşup 3 günlük dünyayı unutalım.
Eğer almazsan yanına sevgili;
Gitme o bildiğin uzaklara,
Girme ikimizin olan hayallere
Koşma sakın benden başkasıyla el ele
Bu koca dünya zehir olur kederle.
DÜŞÜNÜYORUM
Boşluktan aşşağı düşen çakıl taşı gibiyim
Durduramıyorum kendimi düşüşümü engelleyemiyorum
sürükleniyorum baş aşşağı uçurumlara
Bana bakıp dur artık nolur dur diyen sesleri
duyuyorum etrafımda
çırpınıyor sevdiklerim
ama
kendimi tutamıyorum
Düşüyorum…
Bu yıkımla karşıma çıkan herkesi herşeyi yaralıyorum
hüznüm
varlığım
ağır geliyor
ağaç dalları kolları tutmaya çalışıyor bi çare bedenimi
nafile düşüşüm kaçınılamaz
Başlangıçda kaya gibi serttim oysa
her darbede bir parça daha ufaldım
her çarptığım kalpte bir yanım parçalandı
tuzla buz oldu inandıklarım güvendiklerim
toza dumana karıştım ama duramadım
her kaya bir dal buldu
her taş bir sarmaşıga tutundu
kıyılara ulaşan yosunlara sarıldı yani herkes bi şekilde sarıp sarmaladı
acıyan yanlarını sivri taraflarını
ama ya ben…
Söyle kıyametim mi yoksa mucizem mi olacaksın ?
Sen gidince gözyaslarına boguluyor gözlerim yüregimle birlikte..
Beklemek seni ne zormus…
Sana bakınca erir yüregim tek bir gülümsemenle can bulur hersey…
Bakmak sana ne zormus…
Yüregim Yüregini buldugunda baslıyor kalbim hızla carpmaya durduraksız..
Sevmek seni ne zormus…
Gittiginde,birdaha dönmeni bekledigimi bilmiyorsun…
Bilmiyorsun gülümsemenle can buldugumu bilmiyorsun yüregimin sahibi oldugunu…
Bir sızı var icimde, acısına katlanmak zorunda oldugum…
Bir yara var yüregimde sadece sana kanayan…
Gözyaslarım var birtek senin ardından akan..
Rüyalarım var birtek seninle dolup tasan…
Neden saklarım icimde bu aşkını bilmiyorum, anlayamıyorum…
Korkuyorum iste,hepten ucup gidersen elimden,gözlerimden…
O zaman yaşıyamam,taşıyamam,seninle dolup taşan yüregimi..
Susamiyor yüregim artık, haykırmak istiyor sevgini aşkını…
Ne kadar korksam bile vakti geldi artık konuşmanın…
Bilemiyorum…
Ya seversin imkansızım olsanda..
Yada hepten yok olursun,
imkansızlığına imza atıp…
Girsen yüregime ardından kilitler vursan kapısına..
Gözlerime mühürlesen gözlerini baskası görmesin gözlerinin ışığını…
Gülümsemelerini bana saklasan bir benim yüregimi ısıtsan…
Bir bakışına can veririm,
Bir gülüsüne bin gözyaşı dökerim,
Bir tatlı sözüne tüm bedelleri öderim…
Kalemimi kağıdımı yüregime teslim etmek yetmiyor artık..
Avutmuyor teselli etmiyor hicbir şarkı hicbir melodi…
Bogazimda dügümlendi tüm sözler..
Yüregim fisildamiyor artık bana sana dair hicbirseyi..
Son anı bekliyor yüregim ya kiyamet kopacak yada mucize olacak
Merhaba gülen gözlü arkadaşım!
Dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen
gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi.
Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca… Ne yapalım
arkadaşım! Herkes senin gibi olamaz… Aslında bütün insanlar senin gibi
olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini. Bir çocuğun
gözlerindeki ışıltıyı, bir tebessümle nasıl görebileceklerini,sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler…
Gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini
bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi Ve sevgi saçıyorsun
gülen gözlerinle arkadaşım sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl
dünyaları verebileceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl
erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin
gibi olmak isterlerdi. Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve
hiç beklentisi olmayan bir çocuk gibi…
Hayır arkadaşım! Sevgi,sadece sevgiliye duyulmaz. Sevgi evrenseldir Hiç
kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu, Onun yeri
kalplerdedir Onun yeri bir bahçıvanın ellerindedir, sevgi tohumları
saçabilmek için… Evet,sevgi her yerdedir Yeter ki sen onu bulmak iste.
Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmekte.
Unutma arkadaşım! Sevgiyi duyabilmekle de is bitmiyor. Sevgiyi göstermek de
gerekiyor. Hayat kısa arkadaşım, bugün olan yarin yok! Sevgiyi göstermek
beklemeye gelmez, yarin çok geç olabilir. Elindekini kaybetmeden kıymetini
bilmeli. Simdi koş sevdiğinin yanına.. Önce ona gülen gözlerle sımsıcak
bir gülümse ve “seni seviyorum” deyiver, içinden gelen en sıcak sesinle Bu
senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için
hiç de zor değil.. Bu yalnızca, yüreğinin buz kapladığını zanneden
insanlara biraz zor gelecekte. Ama onlar da senin gösterdiğin cesareti
gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde ve
ağlamayı öğrendiklerinde, inan her şey onlar için ve bütün insanlar
için daha güzel olacak.
Hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kırılan kalplere değmez.